bioshea.com.tr

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa > Saçlarımız konuları

Saçlarınız

e-Posta Yazdır PDF

Saçlar

Sanki kişisel parmak izi gibi

İnsanlar ne kadar çeşitli iseler Saçlarda öyledir.Düz veya kıvırcık, ince veya sert telli, dolgun veya seyrek,görünümler hep farklıdır.Açık sarıdan koyu siyaha kadar varan değişik renk tonlarıda kişiye özeldir.Hepsi birlikte dikkate alındığında sonsuz kombinasyonlar ortaya çıkarki böylece bir saçın diğerine benzemediğini söyleyebiliriz.

Saçların kişye özel değişik görünümlerinin sebebi kalıtımsaldır,yani genetik olarak sabittir.Her yapı ve renkten olmak suretiyle insan kafasında 150.000 adete kadar saç teli bulunur.Bunlardan günde 30 ile maximum 100 adeti her gün dökülmekte ve bir bekleme süresi ardından yerine yenisi gelmektedir.Bu döngü saçların yenilenmesinin gereğidir.Saç miktarı renk tonuna bağımlı olarak değişkendir: Sarı saç renginde saç teli sayısı ortalamada 140.000 adet ile saç teli sayısı ortalama 100.000 adet olan siyah saçın önünde gelmektedir.Açık renk saç telleri daha ince ve hassas, siyah saç telleri ise sert,kafa deriside daha kurudur.


Saçların Yapısı

Saçlarımız dış görünümümüze anlam katan bir parçamız olmakla beraber biyolojik olarak bakıldığında sadece derimize ait bir bağlantı parçası. Saçların %80'i protein, %10-15'i su, %5-10 kadarıda  pigment, Miniraller, ve lipidlerden(yağ)oluşur.Saç proteinleri kimyasal temel bileşen olan aminoasitleri içerirler, en önemlisi ise kükürt ihtiva eden Aminoasit Cystein'dır.

Amino asitler proteinlerin temel taşıdır,ip üzerine dizilmiş inci taneleri gibi sıralılardır (protein zinciri).Saçlar için önem teşkil eden yan zincirleri (kolları) vardır. İki Cystein artanı kükürt içeren kolları ile disulfid köprücükleri oluşturabilirler, böylece ikiz molekül Cystein oluşur.Disulfid köpüleri kükürt atomları arasındaki bağ olup, diğer moleküler güçler ile beraber Proteinlerin oluşması ve gelişmesinden sorumludurlar.

Kötü sarılmış bir yumağa benzeyen bu katlanmalı gelişmeyi biokimyacı Tertier- ve Quartar strüktür olarak tanımlar ve saçların strüktürünün oluşmasını sağlarlar.Buradaki disulfid köprüleri saçları düz veya dalgalı v.b. görünümler üzerinde etkili olurlar.


Saç teli türleri

Bir saç teli iki tür liften oluşur.Biri kükürt yoğun sıkı, diğeri ise kükürt seyrek ve esnek lif türü.Saç telinin merkezi ,daha çok kalın tür saçta belirgin olan süngerimsi "Medulla" (latince:ilik) ve etrafında birçok iğ şeklindeki Cortex hücreleri (cortex latince:kabuk)  ile çevrelenmiştir.Bir halat gibi iç içe sarmalanmış bu yapı saç telinin ana unsurudur.Lif gövdesi veya kabuğu olarak tanımlanan bu katman, saç telinin gücü,esnekliği ve kopma direncinden sorumludur.Kopma direnci ise cok enteresandır.normal kalınlıkta bir saç telinin 100g bir ağırlığı taşıma gücü bulunur bu hesaba göre tüm saçlar birleştiğinde 10 Ton'luk bir yük taşıma gücüne erişmektedirler.

Saçtaki toplam Cortex oranı, saçların ince veya kalın fırçamsı bir karakter kazanmasından sorumludur. Saçlardaki liflerin dizilişi saçların kıvırcık, dalgalı veya düz olmasından sorumludur.

Çok ince bir tabaka Cuticula hücreleri  ,aynı Çam ağacı dalları benzeri şekilde saç teli iliğini dış etkenlerden  korumak üzere üst üste örtüşürler.Dış katman olarak iç iliği sarmalayan bir bariyer oluştururlar. Cuticula eşit ve düzgün olarak kapalı ise saç teli pürüzsüz ve ipekimsi parlaklığa sahip olur. Ancak bir çok dış etken bu pul tabakasının kısmen dökülmesi ve kabarmasına neden olur.Işık bu düzensiz yüzey üzerinden kötü reflekte edilmesi nedeni ilede saçlar mat ve sönük bir izlenim verir.


 Saçların gelişme ve uzaması

Saç teli oluşum ve gelişim süreci,Kafa derisi içersinde yerleşmiş ve hücreleri insan vücudundaki hücrelerin tamamından daha hızlı bolünen saç teli kökünün folikülünde başlar. Saç folikülü sürekli devam eden üretimi için kan ile beslenmeye ihtiyaç duyar.Bu saç gelişimi için en önemli faktördür.Bu nedenle sıkı bir ağdan oluşan kan hücreleri folikeli kan ile beslerler .Bu bağ dokuları, ince kan hücreleri ve sinir liflerinden oluşan zon , kıl kökünün altından içeri bir tapa gibi uzar .Bu dermal papile Saç folikülünün idari ve destek satralı olarak görev alır.Bu gelişme merkezi üzerinden besin maddeleri alınır.Matrix (Trichositler) hücrelerinin bölünmesi yolu ile yeni saç teli hücreleri oluşur.Eskileri ise yukarı cilt katmanlarına itilirler.

Saç uzaması süreci yıllarca devam eder.3-7 yıl süren uzama süreci safhası sonrası hücre bölünmesi durur ve saç kökünün alt bölümü böynuzlaşır.Saç teli sıkılığını yitirir kök laçkalaşır ve saç düşer.Bir bekleme ve dinlenme sürecinden sonra yeniden oluşan folikelden saç teli üretimi başlar.Bu döngü Dermal papillerin ,temel hücreler tarafından oluşturuldukları sürece devam eder.Kafadaki saçlar değişik büyüme safhalarında bulunmalarından ötürü kafadaki saçların dengeli uretimi değişmeden devam eder.Günlük 100 adet saç telinin dökülmesi normaldir.

 


Saç tipleri:Uzatılmış, Seyrek ve hasar görmüş saçlar.

 

Uzatılmış Saçlar

Saç teli ayda takriben 1 cm uzamaktadır.Yani 30cm olan bir saç telinin uç kısmı 2,5 yıllıktır.Bu sureç zarfında bu saç teli bir çok fiziksel ve kimyasal etkiye maruz kalmıştır.Örneğin fönleme esnasında yüksek ısı, stayling esnasında mekanik etki veya omuzlara sürtünme ile pul tabakasındaki eksilmeler. Bu etkiler ile saç telinin dış pullarının uçları ayrılır ve  kırılmalar ortaya çıkar.Uzun saç matlaşır pütürleşir.

Seyrelen Saçlar

Bazı insanlarda saçlar doğası itibarı ile seyrek olmaktadır;ince ve güçsüzdürler.Kimilerinde ise dökülme nedeni ile saçlar seyrelir.En sık rastlanan Kadın ve Erkeklerde görülen hormonel androgenetik saç dökülmesidir.

Bu tür dökülme, erkeklerden farklı olarak kadınlarda genelde, örneğin hamilelik ve menopoz dönemi gibi hormonel dalgalanma nedenlerine dayanır ve  geçici bir durumdur. Ancak zaman zarfında yaşlanma süreci içersinde saçlar değişime uğrar.Beklentileri artar,ince ve güçsüz kalırlar.Saçlar artık parlaklıklarını yitirmiş kuru ve dış etkenlere karşı daha hassasdırlar. 

Hasarlı Saçlar

Yıpranmaya maruz kalmış saçların dış pul(kepek) katmanı açılmış ve kısmen çözülmüştür.Kaba ve gözenekli saç yüzeyi parlaklık vermekten acizdir.Saç "saman" benzeri ,keçemsi görünüm kazanır.Böyle yıpranmış saçların sebepleri çoğunlukta dış etkenlerdir.Etkenlerin çeşitleri UV-ışınları gibi Çevresel faktörlerden başlar, Rüzgar ve ısıdan devam ederek saç boyama,perma gibi kimyasal faktörlere kadar ulaşır.Kuaför işlemlerindeki mekanik etkilerde saç tellerini zamanla olumsuz etkiler.Piyasada yıpranmış saçların eksilen protein,nem ve koruyucu yağları yeniden kazandırmaya mahsus bakım serileri bulunmaktadır.İmkanlar dahilinde fiziksel etki (örn.Sıcak fön) ve kimyasal etki (örn. saçı sarartma) asgariye indirilmelidir.


 Kafa Derisi

Sağlıklı ve kan dolaşımı ile iyi beslenen bir kafa derisi, güzel saçlar için ön şarttır.Ancak kafa derisi çok hassas olup onu etkileyebilecek bir çok iç ve dış faktör bulunmaktadır.Örneğin aşırı güneş ışığına kafa derisi "kızarma"şeklinde tepki vermektedir.Sıkı saç örtüsüne rağmen kafa derisinde güneş yanığı oluşabilmektedir.Soğuk hava ve başka etkenlerden kafa derisini olumsuz etkileyebilmektedirler.Aynısı sıcak fön, hormonel değişimler veya bazı ilaçların kullanımı ile kaşıntı ve kepeklenme sorunları gibi kendini göstermektedir.

Temelde saç türlerini ikiye ayırabiliriz: Seborre tipi,yağlı saç teli olarak bilinirken; sebostatik tip ise buna karşın kuru saç teli olarak tanımlanır. Saborre tipinde yağ bezlerinin artan yağ üretimi ile yağlanan saç telleri ve kafa derisi sonucu sürekli bir saç yıkama ihtiyacı ve yeniden hızlı yağlanmadan muzdarip insan kitlesi bulunur.

Saç sağlığı için önemli bir unsurda sağlıklı beslenmedir.Özellikle Çinko, Folik asid,Biotin, önem taşırlar.Piyasada saç bakımını destekleyen bakım ürünlerinden faydalanılabilir . Kuru kafa derisinin bakıma önemle  ihtiyacı vardır.

Kişisel Saç tipi ve kafa derisi türüne göre bakım

Kafa derisi ve saçların temizliği insanların temel ihtiyaçlarındandır.Böylece saçların bakımıda önem taşımaktadır.Gerekçesi ise yeni oluşmuş safhadaki saç telinin sağlıklı yapısını mümkün olduğu kadar uzun süre korumak veya onarmaktır.Piyasada bu amaç için üretilmiş bir çok çeşit kozmetik ürün bulunmaktadır. Seçim yaparken önemli olan saç ve kafa derisine uygun ürünleri tesbit ederek kullanmaktır.


Kafa derisi tipleri  

Bazen kafa derisi "kendine özel" olabilir.Durumuna göre "kafalar"çeşitli kafaderisi tipleri veya problem sınıfları olarak çeşitlendirilirler.Bunlar: Normal kafa derisi, kuru kafa derisi, yağlanan ve kepeklenen kafa derisidir.Genetik olarak taşınan bu özellikler dış etkenler ilede ortaya çıkabilmektedir. Uygun saç bakımı ,sağlıklı beslenme ile bu problemler tamamen olmasa bile kısmen giderilebilmektedir.

Normal kafa derisi

Güzel saçlar için en önemli unsur sağlıklı bir kafa derisidir.Normal kafa derisinde yağ-ve nem dengeli bir seyir izler. Yağ bezlerinin yağ üretimi saçların yağlanmadan kayganlığını sağlayacak ve kafa derisinin kepeklenmesini önleyecek kadardır. 

Hassas ,kuru kafa derisi

Kafa derisinin beslenmesi yetersiz kalırsa veya yağ bezlerinin sebum (yağ) üretimi azalırsa kafa derisi kurur ve hassaslaşır. Buharlaşma yolu ilede kafa derisi nem kaybına uğrayabilir.Kuruyan bir kafa derisi kızarma ,gerilme, yanma ve kaşınma gibi reaksiyonlar gösterir. Bazen iltihaplanmalar oluşabilir.Kuru saçların temelinde,nem kaybını engelleyen koruyucu lipidlerin yetersiz olması yatar. Bu nedenle saçlar gerekli olan yağ ve nem ile desteklenemezler.

Sıcak güneş ışınları veya saç kurutma makinası, Klorlanmış Su, veya tuzlu deniz suyu gibi dış etkenler bu olumsuz yapıdan doğan hasarların etkilerini dahada pekiştirirler. Kuru bir saç nazik bir bakım şampuanına ihtiyaç duyar. Koruyucu yağ ve nem tabakasının oluşması önemlidir. Saçları kurutan sık sık yıkama ,fönleme veya alkol içeren saç bakım sularından kaçınılmalıdır.

Yağlı kafa derisi

Yağlı kafa derisi kalıtsal veya hormonel nedenlere dayanır ama olumsuz dış etkenler nedeni ilede desteklenmiş olabilir. Sinirsel olarak örneğin stres ve hormonel dalgalanmaların sonucu tetiklenerek ortaya çıkabilir. Kafa derisindeki yağ bezleri aşırı lipid üretirler.Bu saçların ihtiyacı olandan daha fazla sebum demektir ve saçlar tarafından tamamen alınamayıp kafa derisinde tabaka olarak yığılmasına sebep olur. Saçlar kısa sürede yağlı bir görünüm alırlar. Burada günlük ancak çok hassas yıkama önerilir. Çabuk bir yağlanmaya karşı ılık bir su sıcaklığı, sıcak olmayan fön ve çok hassas bir saç şampuanı ile karşı durulabilir. Saçların fırçalanma ve stayling işlemlerinde kafa derisine karşı çok hassas olunmalı, ilave bitki veya meyve asitleri ile kafa derisi sakinleştirilererek yağ üretimi azaltılmalıdır.

 


Doğal saç rengi

Saçların rengi temelde Saç foliküllerinde oluşan Pigmentler (Pigmentum:lat:Renk, makyaj) tarafından belirlenir.Pigmentler yaşayan hücreler, Saçlar ve Tüyler gibi yüzeysel oluşumların ayrılmayan renk taşıyıcılarıdır. Derinin her bölgesinde olduğu gibi,saç foliküllerindede böyle Renk taşıyıcıları üretebilen özel hücreler bulunmaktadır.Onlar Melanozytler olarak isimlendirirler. Bunlar Vücutun sahip olduğu Aminoasitler ,Tyrosin ve Cystein'i (protein) bazı enzimlerin yardımı ile renkli pigmentler,melanine dönüştürürler. Dermal papillede bir yandan Saçların uzaması için Keratin üretilirken diğer yandan buna paralel Renk-pigmentleri üretilir.İnce kılcal kanallar üzerinden (dendritler)Melonosomlar (melanozytlerin üretip verdiği melanin)Keratin hücrelerinin içersine ulaşır ve onları kaplarlar.Doğal saç rengi saçtaki melanin yoğunluğu ile bağlantılıdır.Genelde koyu saçları olan insanlarda açık renk saçları olanlara göre daha fazla melanin vardır.

Ancak saçların rengini belirleyen sadece pigment yoğunluğu değildir. Saçların Renk-variyasyonlarını ve parlaklık basamaklarının belirleyen iki tür Melanin türü vardır. Siyah-kahve pigment Eumelanin Saç rengindeki koyuluğun derinliğinde belirleyicidir. Eumelanin siyah ve koyu kahve saçlarda belirgin olarak mevcuttur.Saçlarda yine az miktarda seyrek olarak dağılmış olan soluk sarı,sarı, ve kızıl saçlar için sorumlu olan kırmızı pigment Phamelanin bulunur.

Sarı saçlardaki melanin yoğunluğu düşüktür kuralda her iki  tür pigmentten karışık bir kombinasyon olarak bulunur,Eumelanin payı daha fazladır.Koyu saçlarda pigment yoğunluğu belirgin olarak daha fazladır.Çok miktarda siyah-kahve  ve az miktarda sarı-kızıl pigment görülür.Kızıl saçlardada her iki pigment türü bulunur,ancak yoğunluk sarı-kızıl pigment türünden yanadır,ancak karışım oranı sarı saçlara göre farklıdır. Diğer bütün renkler melanin tiplerinin karışımlarından ortaya çıkarlar.

Parlaklık ve yansımalar

Saçlardaki renk etkileşimleri üzerinde pigmentler dışında başka bir faktörde belirleyicidir:Saçların yüzeyinde bulunan renksiz pullu hücreler.Bu hücreler saydam olup hemen altlarında bulunan pigmentlerin renklerini bir camın arkasındaki renk görünümü gibi yansıtırlar.Bu hücreler ne kadar saydam iseler pigmentlerin renk ve ışıltısı o kadar etkin ve canlı olur. Buna karşın hasar görmüş bir pul tabakası kırık cizik cam gibidir.Pullar dışa dönük olduğundan ışığın yansıması düzensizdir, Saç mat bir görünüm alır.

Ak düşmüş saçlar

Aslında ak saç optik bir yanılmadır. Ak saçlar Renksiz ve pigmentli saçlardan oluşan bir karışımdır.Beyaz ,renksiz saçlar Melanozytler tarafından Melanin üretilmesinin azalması sonucunda artık saç telleri pigment ile beslenemiyorlarsa ortaya çıkarlar.Bu oluşumun başlama zamanı genetik olarak belirlenmiştir.Kişiden kişiye değişkendir.


Saç Kalitesi

Kuaförün bir saç stilini iyi uygulayabilmesi saç kalitesi ile doğru orantılıdır.Saç kalitesinin değerlendirilebilmesi için mevcut saçların miktarı, kalınlığı yanında şeklide önem taşır. Saçların yoğunluğu ve kalınlığı genetiktir.Kafa üzerindeki saçların tamamı eşit değildir.Bir saç tutamında değişik incelikte ve elipsitide saçlar mevcuttur.Asya kökenliler hariç saçların aksları çoğunlukta yuvarlak olmaktan ziyade elips şeklindedir. Elipsite saçlardaki kesitin yuvarlak olanların elips şeklinde olanlara oranıdır.Sayı değeri aksın yuvarlak olanları 1 olarak değerlendirirken, kesit aksının elips olanlar 0,5 olarak değerlendirilir.

Kalınlıklarına göre saçlar ince ,normal ve kalın olarak sınıflandırılırlar. Avrupa ortalamalarına göre 0,04 milimetre ile 0,06 mm arası "ince", 0,06mm ile 0,08mm arası "normal", 0,08mm ile 0,1mm arası ise "kalın" saç sayılır. Avrupalıların saçları ,Asyalıların saçlarına kıyasen daha ince ve elips kesitlidir.Bu nedenle saç tellerinin esnekliği ve kuaför staylinglerinde mukavemeti etkilenir. Şayet bir saç teli yuvarlak bir kesitli ve kalın ise iyi bir esnekliğe sahip olur, oval kesitli veya band şeklinde ( kesit iyice daralmış)saç türleri kuaför staylinglerinde şekil almakta zorlanırlar.

Saç teli uzadığı ve yaşı erttığı süre içinde şekilde değiştirir. Kökten çıkmaya başladığı sürenin başımdan itibaren değişik etkenlerin baskısı altındadır.Diş etkenlerden başlamak sureti ile ,sürekli saç yıkamaları,taranma ,fırçalanma, fönlenme gibi.Sağlıklı bir saç bile başlangıç ,orta ,ve uç bölgelerinde farklılıklar gösterir.Bu Cuticula ( Saç telindeki koruyucu pul,kepek tabakası) için daha çok geçerlidir.


Dengeli Beslenme

Güzel Saç görünümü için önemli bir unsur olan sağlıklı beslenme alışkanlığı çoğunlukta unutulur: Doğru beslenme, taze Vitamivli besinler sağlıklı bir kafa derisinin,böylecede sağlıklı saçların şartlarındandır.En önemli olan Vitaminler ve Minirallerin takviyesidir.Biotin (30-100 mikrogram/gün), Folikasit (300-400 mikrogram/gün), Vitamin C (75-100 miligram/gün), Demir (15miligram/gün), Çinko (10-15 miligram/gün), şeklinde birkaçını sayabiliriz.Verilen miktarlar yetişkin bir insanın günlük ihtiyacı olarak hesaplanmıştır. Dengeli bir beslenme için diğerlerinin yanısıra Meyve, sebze, Süt-ve tahıl ürünleri, Balık, beyaz et, kabuklu yemişler,fındık sayabiliriz.İyi odaklanmış bir beslenme yöntemi ile Saç kökleri güçlenmesini ve saçların canlılık kazanmasını sağlayabiliriz.

Vitamin ve Mineraller: Saçlar için hangisi ,ne yapıyor:

C Vitamini , veya Ascorbit asit ,Saç proteinlerinin temel taşı, Amino asitlerin yapısında önemli bir rol oynar. Diğer fonksiyonlarının yanı sıra vücut tarafından, cildin önemli bir bağdoku proteini olan kollegenin üretiminde etkendir.C Vitamini iyi bir serbest radikal avcısı olarak antioxidan fayda sağlar ve Cildin sitresini engeller.

Biotin suda çözülebilen bir B-Komplex vitaminidir.Metabolismadaki bazı Enzimlerin çalışmasından sorumludur. Biotin B7-veya H- Vitamini olarakta anılır. Boynuz madde Keratinin oluşması için vazgeçilmezdir böylece Saçlar ,Cilt ve tırnakların sağlıklı gelişmesi için katkı sağlar. Kuru ,matlaşmış ,uçları ayrılmış şaçların gerekçesi Biotin eksikliğine dayanabilir.

Folik asitte bir B-komplex Vitaminidir.ABD de B9-Vitamini ,Dünyanın diğer ülkelerinde ise B11-Vitamini olarak anılır.Diğer bir tanımı ise Pterylglutamat'dır. Folik asit ,hücre gelişmesi ,ayrıştırılması ve bölünmesinde ,ozellikle ak ve alyuvarlarda etkindir.

Minirallerde örneğin ,Çinko, demir, ve Bakır saçların sağlıklı gelişimi için önemlidirler. Demir kafa derisindeki kan dolaşımı ve böylece saçların besin takviyesi için önemlidir.Bir çok Enzimin temel taşı  ve Hemoglobin yapılanmasının ,Oksijen taşınması,Enerjinin değerlendirilmesinin unsurudur. Çinko da bir çok (tak.160) Enzim ve hormonda pay sahibidir böylece sağlıklı deri ve saç yapısındada önem taşır.Saç gelişmesini sağlar. Bakır Pigmentlerin ve al yuvarların oluşumuna katkı verir böylece hayati değere sahip olan oksijenin dolaşımını destekler.


Kepek

Omuzlara dökülen beyaz kepekler sevimsiz ve estetiğe aykırıdır. Aslında kepek oluşumu bakımsızlığın işareti değildir,ırsi olma özelliği bulunur ve yanlış veya aşırı bakım sonucuda oluşabilir. Buna rağmen bir çok insan için kepek sıkıntı hatta utanç verici bir oluşum olarak algılanmaktadır.

Kepeklenmeyi tetikleyen nedenler çoktur.Nasıl insan derisi kendini yenilerse, kafa derisinin üst tabakasıda her dört haftada kendisini yeniler. Bu esnada cok küçük ölü deri hücrelerini bırakır. Bazen bırakma işlemi erken ve çok sayıda ölü hücre kitleleri ile gerçekleşir.Bunlarda kendisini Saçlar ve elbiselerde "kepek" yoğunluğu olarak gösterirler.İyi çalışmayan ter bezleride kepek oluşumunu desteklerler. Ter bezleri gözeneklerinden gelen salgının yoğunluğu kalın olursa,saçları yağlamak yerine bırakılan ölü deri hücrelerini topaklar haline getirir ve daha görünür büyük hücre topaklarına dönüştürür. 

Stres, yanlış beslenme veya hormonlar deri hücrelerinin oluşmasını normalin üzerine hızlandırırlar. Ama kuru kalorifer havası, Şampuanların yanlış veya yetersiz durulanması kepeklenmenin gerekçesi olabilir. Uzun süre kalıcı olan kepeklenmeler kafa derisinin hassasiyetinin artmasına neden olabilir bunun sonucuda kaşıntı ve iltihaplanmalardır. Bakteri ve mantarlar için oluşmuş bu ideal üreme ortamı iltihaplanma ve kepeklenmeyi dahada arttırır.Bu nedenle kepek sorununa çözüm bulmanın gerekçeleri sadece kozmetik değildir. 

İltahaplanma boyutuna ulaşmamış normal bir kepeklenmeden yetişkinlerin %15-20 'si muzdariptir.Çocuklarda ergenlik dönemine kadar kepeklenme görülmez. 20-40 yaşları arası kepeklenmenin en sık ortaya çıktığı yaş dönemleridir.Erkeklerde ,kadınlara kıyasla daha çok görülür. Kiş aylarının soğuk havasıda cildin kurumasına ve ter bezlerinin üretimi azaltmasına yol açar.

Şampuan şeçiminde mevcut kepeklenmenin gerekçesinin kuru bir kafa derisimi yoksa yağlanan bir kafa derisinin sonucumu olduğu tesbitinden sonra karar verilmesi. Kuru deri için çok nazik yıkama yapan yağ çözücü olmayan şampuanlar kullanılmalı.Yağlı kepeklerdede yine yağ çözücü olmayan şampuanlar kullanılmalı ,örneğin İsopropylalkol ihtiva eden şampuanlardan kaçınılmalı ,gereksiz fazlalık yağ oluşumu özen ve hassasiyet ile yıkanmalı.Önemli olan yeni kepek oluşumunu engellemek için şampuan artıklarının iyice durulanmasıdır.Yoksa kuru deri daha çok kuruyacak yağlı deri ise,yağ bezlerinin fazla çalışması nedeni ile daha çok yağlanacaktır. 


Saç dökülmesi

Erkeklerde saç dökülmesi duygusal olan sorunlar yaratır. Dolgun bir Saç yapısına sahip olan erkeklerin daha çekici bir görünüm,başarılı ve Genç bir izlenim bıraktıkları piskolojik araştırmalar sonucunda kanıtlamıştır. Bu nedenle dolgun bir saç isteği anlaşılabilir bir talep olmaktadır. 

Saçların dökülmesinin nedenleri çeşitlidir.Erkekleri çoğunda genetik nedenlerdir.Dökülmeye yatkınlık kalıtımsal olarak dedelerden ninelerden daha ziyade Anne tarafından gelmektedir.Kadınlarda saç dökülmesindede genlerin etkisi çoktur.Ancak beslenme bozuklukları ve hücrelerin kan ile beslenmedeki yetersizliğide etkendir.Bunların haricinde metabolismadaki düzensizlikler,hormonlardaki dengesizlikler veya ruhsal stres saç gelişmesini etkilemekte ve dökülmeye neden olmaktadır.

Hastalık bağlanıtılı nedenler temel olarak doktor kanalı ve tıbbi yöntemler ile tedavi edilebilir. Erkeklerde en sık görülen ve tamamen tedavisi mümkün olmayan saç dökülme,genetik boyutlu olandır.Kafa derisini etkileyen bu hormonel hassasiyet kalıtımsal olarak nesilden nesile devir edilebilir.Bu hassasiyet kendisini seyrek olarak 16 yaş ergenlik dönemi ile birlikte göstermeye başlar.20-30 yaş dönemindeki Erkeklerin 1/4 ünde saç dökülmesi görülür. Bu Risk yaş arttıkça çoğalır.26-45 yaşlar arasındaki erkeklerin yarısında dolgun saç yapısına rastlanırken bu oran 45 yaş itibarı ile 1/4 e geriler. Dökülme hızıda değişkendir. henüz 20- yaşındaki bir genç saçsız kalmışken, 50 yaşındaki diğerinde dökülme yeni başlamış olabilir.

 


Kadınlarda Saç dökülmesi

Saç dökülmesi sadece erkekler ile sınırlı değildir- bu durumdan kadınlarda etkilenmektedir.Kadınlardada saç dökülmesinin nedeni genetiktir.Uzman tahminlerine göre kadınların 3/4 ünde Alopezi (saçların açılması) kalıtımsaldır. 20-30 yaş arası kadınlar etkilenmiş olabilmektedirler,40-50 yaş arasındaki her 10 kadından biri genetik saç dökülmesinden etkilenmektedir.Düşen Ostrojen ve artan Androjen hormonu menopoz dönemine girmiş kadınlarda genetik saç dökülmesini hızlandırmaktadır.Daha yüksek yaş guruplarında genetik saç dökülme oranını %30 lara çıkarmaktadır.

Dökülmenin sınırları kadınlarda farlı olmaktadır: Erkeklerde ileri safhalarda tepede bir "kellik" görünümü arka ve yanlarda saçlı bir alan ortaya çıkarken, kadınlarda ilerleme tepe orta bölüm ile sınırlı kalmakta ,açılma zamanla ilerlemektedir.Kadınlarda tam bir "kellik" görülmemektedir. Kadınlar ve erkeklerdeki kalıtımsal saç dökülmesinin ilerleyişi benzerdir. Her iki cinsiyettede follikülleri besleyen kılcal damarlar geri çekilir.Saç follikülündeki gelişme safhası kısalır ve saçların dökülmeye başlayacagı dinlenme safhası daralır. Önceleri sadece ince telli ve kısa ,sonralarıda çok ince ve pigmentsiz, gözle dahi zor görülebilen saçlar oluşur.


Saç dökülmesine karşı ilaç tedavisi

Saç dökülmesine karşı ilaç varmı?

Saç dökülmesine karşı henüz bir ilaç keşfedilmedi, ancak kozmetik ve ilaç üreticileri kadın ve erkeklerdeki kalıtımsal nedenli saç dökülmelerine karşı ilaç araştırmalarını sürdürmektedirler. Genetik olan boyutun tedavi imkanları tesbit edilememiş olsada.Saç köklerindeki olumsuz etkiler yumuşatılabilmekte,sınırlandırılabilmekte ve hatta durdurulabilmektedir. Kozmetik alanda örneğin saç köklerinin kan ile beslenmesini iyileştirebilecek Preparatlar bulunmaktadır. Bunlar ile Saçların gelişme safhasının uzatılması sağlanmakta ve total kayıpların ötelenmesi ve hatta azaltılması hedeflenmektedir.Bu tür Preparatlar üreticileri tarafından günlük kullanım için önerilmektedir.Bilimsel yazılarda,enerji takviyesi ile Saçların gelişiminin ivme kazandığı bildirilmektedir.

Bu Preparatların etki edebilmesi için ön şart canlı saç köklerinin var olmasıdır.Yani önlemlerin erken alınmış olması şarttır. Benzer olanlar genetik saç dökülmelerine karşı doktor tarafından yazılan ilaçlar içinde geçerlidir.Onlar içinde terapinin erken başlama şartı vardır. Buradada etki alanı farklılıkları mevcuttur. Kimi ilaçlar kafa derisindeki kan dolaşımı ve kıl köklerinin beslenmesini iyileştirme yönünde etki sağlarken diğerleri erkeksi hormonların üretimini bastırıcı etkiye sahiptirler. Çünkü testesteron hormonondaki fazlalık genetik yatkınlık ile yan yana gelince saç dökülmesine neden olmaktadır.

Kadınlar içinde saç dökülmesini en azından geciktirilebileceği umutları vardır. Kadın tipi saç dökülmesine karşı östrojen preparatları tatbik edilmekte veya lokal kafa derisinin kan ile beslenebilmesini sağlayan böylece saç köklerine  enerji takviyesini iyileştiren ilaçlar kullanılmaktadır.Antiandrojenler yani erkeksi hormonları bastıran maddelerde terapide kullanılmaktadır.

Saç dökülmesindeki nedenler çok kişisel olabilmektedir ve farklı kafa derisi problemleri kombine olarak görülebilmektedir ve bir terapi sadece canlı kıl kökünde etkili olabildiğinden erken koyulmuş teşhisin önemi artmaktadır. Bu kadın ve erkekte eşit olarak geçerlidir. Şayet günde 150 ve fazlası saç teli dökülüyor ise bir doktor ziyareti şarttır. 

Saç dökülmesinin gerekçelerinin sadece genetik olmadığı arkasında organik veya ruhsal bozukluklarında olabileceği gerçeğinden hareket edilirse . örneğin: Troit hastalıkları, bağışıklık sistemi hastalıkları, Vitamin-veya mineral eksikliği veya stres gibi sorunların ihtimali dikkate alındığında erken doktor teşhisinin önemi daha çok ortaya çıkarmaktadır.

Hamilelik sonrası oluşabilecek aşırı saç dökülmesi ise değişen hormon dengesi ile bağlantılı olup vücut tarafından zamanla telafi edilerek düzene koyulacaktır.



Son Güncelleme: Cuma, 11 Eylül 2009 16:06  

Bio-SHEA easy

Bio-SHEA wi-Ki


B&W Powered

Bio SHEA Video

Rastgele Resim

kokos.jpg